dogan

Doğal Dil Anlama ve Çeviride Yapay Zeka

Yazar: Doğan YALÇIN, Afyon Kocatepe Üniversitesi,
Biyomedikal Mühendisliği Öğrencisi (23/12/2016)

GİRİŞ

Günümüzde gelişen teknoloji ile beraber farklı disiplinler arasında ele alınan ve üstünde çokça durulan konulardan biride; Yapay Zekâda Çeviridir. Yapay zekâ ile çeşitli alanlarda olumlu sonuçlar elde edilmektedir. Çeviri de bu olumlu çerçevede ele alınabilir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, çeviride istenilen seviyeye gelinmese de her geçen gün çalışmalar daha çok umut vaat etmektedir. Özellikle internetin hayatımıza girmesiyle küreselleşme süreci hızlanırken, farklı diller konuşan insanların birbirini anlamama sorunun bu küreleşmenin önünde halen engel teşkil etmektedir. Bilim adamları, bu sorunun üstesinden yapay zekâ ürünleri ile gelinebileceğini düşünmektedirler. Bu konuda özellikle gerçek zamanlı çeviri sistemleri üzerinde durmaktadırlar ve çalışmalarına bu yönden ağırlık vermektedirler. Bu yazımızda zekâ nedir? Yapay Zekâ nedir ve uygulamaları nelerdir? Ve asıl konumuz olan Doğal Dil Anlama ve Çeviride Yapay Zekâ gibi konulara değineceğiz.

ZEKÂ NEDİR?

Bu yazının ana konusu Doğal Dil Kullanma ve Çeviride Yapay Zekâ olsa da öncellik olarak; Zekâ nedir? Zekâ çeşitleri nelerdir? Yapay Zekâ nedir? Gibi soruların cevabını vermekte yazı ve okuyucu açısında önem arz etmektedir. Şimdiye kadar Zekânın tanımı tam olarak yapılmasa[1] da belli kurumların ve bilim insanın soyut bir kavram olan zekâya yaptığı tanımlar; zihnin öğrenme, öğrenilenden faydalanma, yeni durumlara uyabilme [2], soyut ve somut nesneler arasındaki ilişkiye kavrayabilme, muhakeme etme, zihinsel işlevleri amaca uygun kullanabilme[3] gibi ifade edilir. Zekânın farklı tanımları olsa da, ortak noktaları; geliştirilebilir potansiyelde olduğu ve biyolojik, felsefi bir temeli olduğudur. Hem zekâ Hem de Zekânın çeşitleri konusunda ise bugüne kadar fikirlerine en çok başvurulan isimlerden biri olan Hardwar Üniversitesi Eğitim Profesörlerinden Haward Gardner’e göre zekâ yedi başlık altında toplanır. Bunlar; Sözel, Mantıksal, Görsel, Bedensel, Müziksel, Kişisel, Kişilerarası, Doğa diye sınıflandırılır.[4]

YAPAY ZEKÂ TARİHÇESİ VE UYGULAMA ALANLARI

Soyut kavram olan zekâ, çeşitli uygulamada yer alan yapay zekâ bu zorluğun temellini oluşturur. Bilim dünyasının, epistemolojik araştırmaların en çok zorlandığı konuların arasında yer almaktadır. Peki, nedir yapay zekâ? Bu soruya cevap vermeden önce bu kavram ilk defa kimler tarafından kullanıldı? Ne amaçla kullanıldı? Tarihte hangi örnekler verildi? Sorularına cevap verelim. Yapay zekâ adı ilk defa 1956 yılında Princeton Üniversitesinde Mc Carthy tarafından önerilir.[5]. Yapay zekâ geçmişi 2. Dünya savaşı sırasında Alan Mathison Turing’in çalışmalarına dayandırılır. Tabi bunun öncesinde yapay zeka çalışmalarının olduğunu da biliyoruz. 15. Yüzyıllın sonlarında Leonardo Da Vinci’nin, Jacgues Vavcanson(flüt çalan otomat), Alman matematikçi Wihelm Shickard ilk hesap makinesini yapması(17.yy), ikili sayı sisteminin Gottfired Leizbniz tarafından geliştirilmesi, 19.Yüzyılda Charles Babbage ve Ada Lovelace programlanabilir hesap makinelerini yapmaları bu çalışmaların belli başlı örneklerini oluşturur. Bazı kaynakların M.S 1.yüzyılda İskenderiyeli Heron hava basıncıyla çalışan otomatları, 13. Yüzyılda Artuklu sarayında yaşayan Ebu El İz Cezeri, su ve mekanik parçalarla çalışan( otomatik kuşlar, filli saat, otomatik yüzen kayık, çalgıcılar. vb) örneklerini vermektedir.[6] Bu örneklerden sonra yapay zekânın modern anlamıyla ne olduğunu neden çeşitlilik gösterdiğine değinelim. Yapay zekâ; bilgisayarı akıllı yapma bilimidir ve hem bilgisayarı faydalı hale getirmeye çalışmak isteyenler, hem de zekânın doğasını anlamak isteyenler tarafından uygulanmaktadır. Zekânın doğasını ile ilgili olanların amacı, zekâyı taklit etmek değil programı zeki hale getirmektir[7], bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir[8] diye tanımlanır.  Zekâ ve Yapay Zekâ uygulama alanında da çeşitlilik göstermektedir. Çok geniş bir alana sahip olan bu iki kavramın uygulamaları modern çağın her alanında karşımıza çıkabilmektedir. Konu ve ilgi alanına göre belli alanlarda baskınlık durumuna nazaran işlevsellik kazansa da aslında tüm ilgi ve uygulama alanlarının birbirleriyle olan bağlantılarının olduğu ve bu bağlantıların her geçen gün artığı da bilinmektedir. Yapay zekânın uygulama alanları; Askeri uygulamalar, Bilgisayar Oyunları, Robotikte, Sağlık ve Sigorta şirketlerinde müşteri davranışları ve Trend tespitinde, Doğal Dil Anlama ve Çeviride, Görüntülerin yorumlanmasında ve şekil tespitinde[9]diye gruplandırılabilir. Burada Doğal Dil Anlama ve Çeviride Yapay Zekâ uygulamalarına değineceğiz.

DOĞAL DİL ANLAMA VE YAPAY ZEKÂ

Gelişen teknoloji ile beraber dil bilimi ve bilgisayar bilimi arasında ortak çalışmaların önemi her geçen gün artmaktadır. Doğal dilli anlama, çözümleme, tanımlama, kavrama, yorumlama ve üretme konusunda bilgisayar biliminden nasıl faydalanılacağını, hangi programlar geliştirilebileceği ve hangi sistemlerden yararlanılacağının cevabını doğal dil anlama alanı içinde aranmaktadır. Doğal dil işleme yine kendi arasında iki kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki; ses işlemesi, ikincisi ise dil işlemesidir[10]. Ses işlenmesi; dillin fonolojik özelliklerinden faydalanarak ses ve yazı arasında çevirimler yapılması olarak ifade edilebilir. Burada dillin fonolojik özeliklerinin karmaşıklığı veya basitliği etkin rol almaktadır. Tüm dillerde aynı verimin alınması veya işlenmesi söz konusu olmazken geliştirilen sistem ve programlar da bu sonucu belirlemede önemli bir yere sahip.

Dil işleme ise; birkaç basamaktan olan ve karmaşık bir sürecin adımlarından oluşur. Bunlardan ilki; Biçim bilimi yani: Morphology analizidir. Bu analiz daha çok kelimenin kökü ve ekleriyle ilgilenir. Burada amaç kelimeyi en sağlık bir şekilde köküne ve eklerine ayırmaktır. Bir sonraki basamak ise Cümle Analizidir. Cümle analizi ise (Syntax); bir cümlenin oluşturulması veya bir cümlenin ana birleşenlerine ayrılmasını inceler.  Burada dikkat edilmesi gereken şey; doğal dil anlama basamaklarının birbirleri ile olan bağlantısıdır. Doğal işleme basamaklarının birinden meydana gelen bir hatta doğal olarak diğer basamakları da etkiler. Bir sonraki basamak olan Anlam(Semantics) ise; çözümlenmiş kelimelerin ve ayrıştırılmış cümlelerin gerçek dünyadaki karşılığını, yankılamasını inceleyen analiz türüdür. Bu analiz türü daha önceki iki analiz türünü kapsadığı için önem arz etmektedir. Bu analizlerin sonuncusu olan ve doğal dil anlamının bilgisayar bilimindeki işlevselliğini belirleyen, cümlelerin birleştirilerek oluşturulduğu ifadelerin birleşimini sağlayan Anlam Bütünlüğüdür(Contex).

Yukarıdaki adımları daha basitleştirmek ve somut hale getirmek için aşağıdaki adımlardan faydalanılabilir.

  • Yazım yardımcı araçların geliştirilmesi
  • Yazım yanlışların düzeltilmesi
  • Bul ve değiştir
  • Basılı bir metni okuma ve okuduğunu değiştirme
  • Bir metnini özetini çıkarma
  • Metnin içerdiği bilgiyi çıkarma
  • Bilgiye erişim
  • Metni anlama
  • Bilgisayarla sesli iletişim
  • Bilgisayarın konuşması
  • Konuşmayı anlama
  • Soru-yanıt
  • Yabancı dil okuma yardımcı araçlar
  • Yabancı dilde yazma yardımcı araçlar
  • Doğal diller arası çeviri.[10]

İnsan zekâsı ile dil arasındaki ilişkiyi en iyi ortaya koyan Antoropolik araştırmalar dikkatleri dil üzerinden yürütülen yapay zekâ çalışmalarına çevirmiştir. Bu araştırmalarla insan zekâsı ile kelimeler arasındaki ilişkinin önemini ortaya çıkarken, kavramlardan ziyade kelimelerin zekâ ile ilişkisinin çevirilere olan etkisine de dikkat çekilmiştir. Bu araştırmaların sonucunda yapay zekâ ile çevirinin yapılması için bilgisayarın her iki dilli, dillerdeki eş anlamlı sözcükleri, sözcük öbeklerini ve gramerini bilmesi gerekir.[11]

Bu araştırmalar neticesinde insanların kullandıkları dilleri anlayan bilgisayarlarla olan çalışmalar hızlandı ve bu dilleri anlayan programlar geliştirilmeye başlandı. Bu gelişmelerle beraber İngilizce olan A.I.M.L(Artificial intelligence Markup Language) ve Türkçe olan T.Y.İ.D (Türkçe Yapay Zekâ İşaretleme Dili) gibi bilgisayar diller geliştirildi. Bugün yapay zekâ araştırmaları özel yapay zekâ dillerini kullanarak, verileri birbirleri ile ilişkilendirebilmekte, anlam çıkarabilmekte ve ileri seviye bilişsel fonksiyonları benzetilmeye çalışmaktadırlar.[12]

SONUÇ

Yapay zekâ ile ilgili çalışmaların sürekli artığını ve her geçen gün yapay zekâ ürünü olan makinelerin hayatımıza daha çok girdiğini görmekteyiz. Ve bu çalışmaların sonucunda yeni başarıların elde edildiğini de görüyoruz. Bu çalışmaların en önemli olanlarından biri de şüphesiz çeviri alanıdır. Yapılan bu çalışmalarla insanoğlunun hayatı kolaylaşabilmektedir ve bir hayalden öteye gidemeyen, ütopik gibi görünen, farklı dillerde konuşarak anlaşabilmek artık hayal değil, hayatımıza girecek skeptik bir gerçektir. Microsoft, IBM gibi şirketler bu hedefe ulaşmak için yoğun çalışmalar içerisindedir. Bilgisayarların sürekli konuşabileceği ve diyalogları anlayıp çevirebildiği sistemler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmalar aynı kökenden gelen diller için olumlu sonuçlar verirken, farklı kökenden gelen diller arasında aynı olumlu durumdan bahsetmek biraz zor olur. Bu çalışmalarla beraber iletişim kolaylaşırken, yakın zamanda çokça yaşadığımız çeviri kurbanı olma gibi durumların önüne geçileceğini de müjdeliyor. Daha hassas ve daha doğru bir iletişimin temelleri her geçen gün sağlamlaştırılıyor.

İNSAN MI MAKİNE Mİ?

Tüm bu gelişmelerin sonucunda; her geçen gün hayatımızda daha çok yer kaplayan ve hayatımızın adeta bir parçası haline gelen, yapay zekâ ürünü akıllı makineler; insanoğlunun hayatını kolaylaştırmakla beraber çeşitli sorunlara ve bu sorunlardan ötürü meydana gelen çeşitli tartışmalara zemin hazırlamaktadır. Bir yapay zekâ ürünü olan bu makineler bir insanoğlu gibi düşünebilir mi? Düşündüklerini fiziki harekete dönüştürebilir mi? Eğer dönüştürebilirse bu ne kadar insan-i bir nüans olur? Ne kadarını hissedebilir? Gibi soruların cevabı öznellik addetse de gerçek olan şu ki; insanoğlunun icadı olan bir makine asla bir insan gibi davranamaz. İnsanı insan yapan ve soyut kavramların içinde en çok tartışılan, ‘Vicdan’ sadece insana verilmiş insan-i bir imgedir. Psikanalizin kurucusu, nörolog, yazar, felsefeci, filozof olan Sigmund Freud, insan-vicdan olgularını ele alırken üç kavramdan bahseder: İd(Alt bilinç), Ego(Benlik),SüperEgo( Üstbenlik). Bu kavramlar insanın temel özünü oluşturur. İnsanlarla makinelerin benzerliğine bakılmaksınız bu üç kavrama sahip olamayan, analiz edemeyen veya insan-i olguları içinde barındırmayan bu yapay zekâ ürünü makineleri tüm olumlu ve geliştirebilir insana benzer tarafları bir yana bırakılmaksızın bir insanla kıyaslanamaz, kıyaslansa bile insandan üstünlüğü kanıtlanamaz. 1940 yıllarında Isaac Asimov “Robbie” öyküsüyle bunun aksini idea etmiş ve tüm aksi inanışlara rağmen teknoloji ürünü olan bu yaratıkların kalpsiz ürünler olmayabileceğini ileri sürmüş ama daha ileri gidememiş[13]. 2013 yıllında yayımlanan Her (aşk) filminde robotların da mutluluk, sevinç, heyecan, kıskançlık, üzüntü gibi hissi olgulara sahip olabileceğini savunsa da bu da hala üzerinde çalışılan ve tam olarak somut bir delil ile dile getirilemeyen, bir araştırma konusu olarak kalmıştır. Burada iradeden bahsetmek temel soru olmalı. Dış müdahaleler etkisi altında kaldığı ve yönlendirildiği için burada iradeden söz edilebilir mi? Bunun cevabı bugüne kadar ‘hayır’ oldu. Bu konuda son zamanlarda iyi bir çalışmaya imza atan ve bu yapay zekâ ürünü olan makinelerin ve insanların benzerliklerini, farklılıklarını ince elleyip sık dokuyan,  bu ve benzeri sorulara cevap arayan Eric Sadin’in “Yarının Aşkı” kitabı iyi bir referans kaynak olmalı. Burada felsefenin önemli temsilcilerinden olan Nietzsche’nin şu tespiti tüm bu soruların cevabını en güzel şekilde veriyor; “ Aklın temel önkabullerinden olan eylemli iradeyi, yani iradenin yapıp edebilirlik yetkisi olarak anlaşılmasını ve doğal kabul edilmesini dillin metafiziği mümkün kılar…[14]” bu tespitten sonra irade, dil, Yapay Zekâ ürünü makineler ve insanlar üzerinden ve karşılaştırılmalarının üstünde tekrar geçilmeli diye düşünüyorum.

KAYNAKLAR

[1] Çeviride Yapay Zekâ Uygulamaları/ ERTAN KUŞÇU

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Zek%C3%A2

[3]https://tzv.org.tr/zeka/zeka-nedir

[4] http://www.turkedebiyati.org/genel/coklu_zeka_nedir.html

[5]Yapay zekâda vücut ve beyin problemi Bilgisayar ve beyin, Nar

Yayınları: İstanbul

[6] F. E.& Yayan, G. (2012) Bilim ve Sanatı Birleştiren İki Usta, Batman

Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 1(1), 453-464

[7] http://web.itu.edu.tr/~sonmez/lisans/ai/yapay_zekâ_icerik1_1,6.pdf Erişim

30.12.2014).

[8] ^ Artificial Intelligence Britannica.com. Erişim: 1 Şubat 2015

[9] Gür Emre Güraksin Yapay Zeka ders notları(http://blog.aku.edu.tr/emreguraksin/biyomedikal-muhendisliginde-yapay-zekâ-teknikleri/)

[10] (2012) Doğal Dil İşleme (Natural Language Processing), Türkiye Bilişim

Vakfı Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Dergisi, 6(6)

[11] Durgar El-Kahlout, İ., ve Oflazer K., (2006) “Türkçe-İngilizce için istatistiksel bilgisayarlı çeviri sistemi.” Fifteenth Turkish Symposium on Artificial Intelligence and Neural Networks, Akyaka, Muğla, Türkiye.

[12]S. (2010) Endüstri Mühendisliğine Giriş, Qafqaz Üniversitesi Yayınları: Bakü

[13]Sabit Fikir dergisi 67.sayı Eylül 2016

[14] Sabit Fikir Dergisi  70.sayı Aralık 2016